"RİZE MAÇI ÜZERİNE"

 

7 Şubat 2012

Göztepe’miz, Rize önünde yine galibiyetle ayrılamayıp inananlarını hüsrana uğrattı. Tehlike çanlarını artık daha bir yakından duymaktayız ne yazık ki. Atı alan Üsküdar'ı geçerken Göztepe’miz ne yazık ki sezon başındaki hedeflerinin oldukça uzağında kaldı. Rize maçındaki kadromuz hakkında şöyle çıkarımlarda bulunalım bakalım, kim ne yapmış, ne yapmamış?

Vedat: Karşıyaka maçında yediği golün ne yazık ki fotokopisini yedi arkadaşımız. Gerçekten büyük şanssızlık… Çünkü gerçekten iki golü de çıkarmak neredeyse imkansız. Geriye kalan kısımlarda kendisine pek iş düşmedi. Ceza sahamıza gelen her yan topa kafa vurduran defansımızın artıklarını yeterince topladı, toplamaya çalıştı. Bu sezon Akın'dan devraldığı kalesini hakkıyla koruduğunu düşünüyorum.

Abdullah: Kendi mevkisinde ilk yarı görev yapan Ulaç'tan da, Yüksel'den de iyi bir kumaşı var. Ama ne yazık ki bir İzzet değil! Rize maçında özellikle ilk yarı hücuma katkısı fazlaca oldu. Enerjisi yüksekti, takıma olumlu katkılar koymaya çalıştı. Ya kondisyon eksikliğinden ya da Cihat Hoca'nın müdahalesinden olsa gerek ikinci yarı ofansa olan katkısı son derece düşerken, defansta yine üzerine düşeni layıkıyla yerine getirdi. Biraz fazla konuşan ve hakemlere fazla kafa tutan bir yapısı var. Bu ileride başını yakabilir, biraz daha dikkatli olmalı.

Önder: Tam bir profesyonel... Duruşundan, mimiklerine kadar bir profesyonel hem de. Pek fazla ağırlığını vermemiş olsa da her yakın çekimde Önder'in yüzünde "Ben daha ne yapayım, her şeyi ben yapıyorum tavrı var". Takıma adaptasyon sağlaması biraz zaman alacak. Kaldı ki yarım sezonluk bir maç eksiği var ve bu azımsanacak bir eksik değil. Rize maçında ortalama bir oyun sergiledi. Ceza sahamıza gelen yan toplarda daha çok sorumluluk almalı. Geriden oyun kurması olumlu.

Evren: Kendisi Rizeli olmasına ve sırtında 53 numara taşımasına rağmen Rize maçında oldukça sert ve acımasızdı. Özellikle Rize kalecisiyle girdiği bir pozisyonda ortaya çıkan durumu farkında olmadan yaptığını düşünmek istiyorum. Bir kaç pozisyonda daha fazlaca sert müdahalelerde bulundu. Yan toplardan ceza sahasına inen toplarda o da Önder gibi biraz daha fazla sorumluluk almalı.

Ramazan: Yani, kırmak ya da üzmek değil amacım ama gerçekten Bank Asya 1. Lig'de oynayabilecek kapasitede olan bir futbolcu olduğunu düşünmüyorum, aynı geçen sene 2. Lig'de oynayabilecek bir futbolcu olmadığını düşündüğüm gibi. Ramazan gerçekten takımımızın en zayıf halkası ve sol bek gibi kritik bir bölgede oynamakta. Sağdan gelen bütün ataklarda tehlike yaşamamızın ilk sebebi Ramazan’dır. Ya rahatça ortayı açıyor rakip ya da Ramazan'ı savurup ceza sahasına süzülüyor. Tüm suç Ramazan'ın mı? Pek sayılmaz. Bu takımın Ahmet Sağlam'ı Turgutluspor'da kiralık ve haftalardır gol atıyor. Ramazan, Ahmet Sağlam'dan daha kalitesiz bir futbolcu ve kaldı ki bu takımda olması gereken sol bek Ahmet Sağlam'dan da yetenekli olmalı. Varın durumu siz düşünün.

Şamil: Çok koşuyor, çok hırslı ve gerçekten formasının hakkını veriyor. Rize maçında da orta sahada rakibin oyununu bozmak anlamında olumlu işler yaptı. Hakansız çok yalnız kalıyor orta saha mücadelesinde. Çünkü önünde oynayan iki arkadaşı mücadele anlamında kendisine pek katkıda bulunamıyor. Rize maçında geçen maçlara göre ofansif anlamda daha zayıf göründüğünü söyleyebiliriz. Bu da oyun bozma mücadelesinde çok yalnız kaldığından olsa gerek.

İlhan: Kaptan sanki 36 yaşında. Oysa daha yaşı 31. Kondisyon olarak gerçekten çok düşük. İyi niyetinden ve takıma katkı sağlama çabasından kesinlikle bir şüphem yok. Hatta sahada oynayanlar arasında formasına en aşkla bağlı adam gibi görünüyor her zaman. Ama gel gör ki İlhan artık eski İlhan değil. Herhalde kendisine en çok kızan yine kendisidir. Çünkü bu oyun ona gerçekten yakışmıyor ve o da bunun farkında. Bu kondisyon düşüklüğünün sebebi nedir bizler bilemeyiz. Ama İlhan bunun nedenini mutlaka biliyordur. Buna neden olan unsurları bulup yok etmezse 33 yaşında futbol kariyerini sonlandırmak zorunda kalabilir. Rize maçında yine ikinci yarıda silindi. İlk yarı da ne yazık ki oyuna olumlu bir katkısı hiç olmadı denebilir. Yediği ikinci sarı kartın en baş sebebi ne yazık ki Ramazan. Pozisyonu bir daha baştan izlerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Yine de Dünya’nın en güzel sarısının ve kırmızısının kaptanıdır, başımızın üstünde yeri vardır, saygımız vardır. Umarım en kısa zamanda bu saygıya hak edecek olumlu yanıtları sahada verecektir.

Weeks: Ben bu kadar çıt kırıldım bir Afrikalı daha önce herhalde hiç bir takımda izlemedim. İkili mücadelelere yalancıktan girer, kafa topuna çıkmaz, baskısı göstermeliktir, ayağındaki topu azıcık sesli uçan sivri sinek bile çalabilir neredeyse. Rize maçında da bol bol boş boş koştu durdu orta sahada. Şöyle bir maçı geçirin aklınızdan, ofansif ya da defansif anlamda herhangi bir olumlu katkısı gelecek mi acaba aklınıza? Benim ne yazık ki gelmiyor. Güç kazanmalı, mental olarak daha cesaretli olmalı. Yaşı henüz çok geç, kendini geliştirmezse işi çok zor. Rize maçındaki performansıyla tam bir hayal kırıklığı yarattı.

Emre: Kapasitesi doğrultusunda elinden geleni yapıyor. Almanya 3. Ligi'nden kadromuza kattığımız genç arkadaşımız Rize maçında attığımız tek golün güzel asistini yaptı. Ondan beklenen de bu değil mi? Görev bölgesindeki en büyük amacı ileride pres uygulamak ve asist yapıp uç forvete gol attırmak. Görevlerini kapasitesinin yettiği kadar yerine getirdiğine inanıyorum.

Aydın: Yani şimdi ben bu arkadaşa ne desem, ne yazsam bilemiyorum. Açıkça söylemek gerekirse bu takımda en çok kızdığım futbolcu kendisi. Çünkü müthiş bir tekniğe sahip. Ama gel gör ki bir halı saha futbolcusu gibi davranıyor. Karşıyaka maçındaki hastalığını bu maçta azaltarak devam ettirdi. Yahu arkadaş, beş kişinin arasına dalıp çalım atmaca değil ki bu oyunun adı. Bu oyunun adı futbol! Bir kaldır şu kafanı, bir bak etrafına, bir ver-al! Topu o kadar çok eziyor, o kadar çok bencilce harcıyor ki, sinir bozucu. Bir de Almanya alt yapısında yetişmiş. Almanya alt yapısında yetişip bu kadar teknik kapasitesi geniş bir futbolcu nasıl oluyor da futbol aklından bu kadar yoksun oluyor anlaması güç. Rize maçında yine gayretli göründü, ama gayreti kendini yormaktan ve top ezmekten öte bir şey getirmiyor.

İbrahim: İyi, iyi. Bu adam olacak işte. Son vuruş var, haddinden fazla güçlü. Eski takım arkadaşı Mehmet Yıldız'ı anımsatıyor oyun stili. Biraz daha takıma uyum sağladıktan sonra Bank Asya 1. Lig'de fazlaca gol atar. Rize maçında kendisini fazla besleyemedi arkadaşları, ancak gelen tek fırsatı da golle süsledi. Kümede kalma yolunda alınan altın puana yol açtı. Umarım gelecek haftalarda daha iyi, gelecek sene çok çok iyi olacak.

Ali: Çok iyi işler yapacak sarı kırmızılı forma altında. İlk kez girdiği Rize maçında da bunu gösterdi. Henüz çok genç ve isteğim uzun yıllar Göztepe’mize hizmet etmesi. Rize maçında ikinci yarının başında oyuna girdi ve ikinci yarının ortasında yine yedek kulübesine alındı. Takmasın kafasına. Biz onu ve kalitesini biliyoruz, morali düşmesin. Biz takmıyoruz artık Göztepe’mizdeki hoca hatalarını, tutarsızlıklarını, oyun okuma hatalarını, o da takmasın. Bir tek şunu bilsin; Bu yönetim kafasıyla gidilirse hep bu tarz hocalarla çalışacak. O yüzden kendini bu tür absürtlüklere hazırlasın. Bir araştırsın; (Akif Başaran, Erol Azgın, Özcan Kızıltan, Cihat Arslan, …) ne dediğimi anlayacak.

Türker: Ben onu en çok Tayfun Özkan'ımızın yedeği olarak seviyordum, keşke yine öyle sevebilsem. Fazla söze gerek yok. Rize maçında bir kez bile top alamadı, hiç hatası yok, hiç olumlu bir şeyi olamadığı gibi.

Korhan: Yılın hüsranı Göztepe adına. Sezon başında alınan Süper Lig tecrübeli en önemli futbolcu, sezon boyunca hiç bir katkısı olmadı. Rize maçının son dakikalarında oyuna dahil oldu. Herhalde bir kez topla buluştu, o topu da 5 beş metre yakınındaki arkadaşının 10 metre uzağından taca attı.

Cihat Arslan: Göztepe'ye gelene kadar herhangi bir teknik direktörlük başarısı olmayan hocamız henüz takımımızın başında galibiyet yaşayamadı. Özcan Kızıltan'dan sonra takımın başına geçen hocamıza, ben Akif Başaran'dan sonra takımın başına geçen ikinci Erol Azgın vakası olarak bakmaktayım. En anlayamadığım kısım ise kendisiyle niçin 3,5 yıllık sözleşme imzalanmış olması. Ben kulübümüzden, hocamızla yapılan sözleşmeyi kamuoyuyla paylaşmasını talep ediyorum. Ali Gültiken'in son hediyesi olan hocamız, ne kadar peşinat aldı? Kulübümüzden ne kadar haftalık almakta? Bunlarla ilgili çeşitli uçuk söylentiler var. Bunların daha sağlıklı tartışılması adına kulübümüzden sözleşme metnini kamuoyuyla paylaşmasını talep ediyorum. Teknik ve taktik anlamda ise Cihat Hoca da Özcan Kızıltan gibi takımımızı, 4-5-1 dizilişinde sahaya sürmekte. Son Rize maçında olduğu gibi İbrahim Şahin tek forvet, sağda ve solda Aydın ve Emre, ortada İlhan, Weeks ve Şamil. Arkalarında da geri dörtlü. Özcan Kızıltan'ın takımına göre daha hücumcu gibi görünüyor takımımız. Özcan Hoca daha sağlamcıydı, kaldı ki alınan sonuçlardan da ortaya çıkıyor bu gerçek. Kişisel görüşüm hocamızın takımı taraftarımızın özlediği çift forvetli, 4-4-2 formunda sahaya sürmesidir. İbrahim Şahin ve Ali Kuçik'ten iyi bir ikili yaratılabileceğini düşünmekteyim. Bu formda göbekte ise Şamil ve Hakan ikilisi ağır yükü kaldırabilir. Bir sözüm de hocamızın maç sonu açıklamasına. Hocamız açıklamasında seyircimizden yoksunduk gibi talihsiz bir açıklamada bulunmuş. 1500 tane aslanlar gibi hiç susmayan bir koro vardı arkalarında. Bu konuda bir düzeltme gelirse çok sevineceğiz.

Önümüzde o kadar önemli iki maç var ki sanırım Altınbaş Yönetimi sürecindeki en kritik iki haftamız; Güngören deplasmanı ve Giresunspor maçı. Bence bu iki maçtan alınacak altı puana ekstra prim koyulmalı ve futbolcularımız bu iki haftaya sıkıca motive edilmeli. Şu iki haftadan en az dört puan çıkaramazsak olay çok başka yerlere gider demedi demeyin!

 
   
   
    - Geri Dön -    

All rights reserved. Copyright © 1998-2012
info@gozgoz.net