|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
15 Ocak 2005 Cumartesi Şu günlerde çok yoğunum. Gazetem bana bir görev verdi. Konu İzmir futbolu nasıl çöktü, nedenleri ve neler yapılması ile ilgili geniş çaplı bir araştırma... Şevket Özçelik ağabeyimle birlikte olayı çok yönlü araştırıyoruz. Araştırmalarımızın ana teması dünden bugüne değişen neydi? 1959'dan 1970'lere kadar 4-5 takımla mücadele veren ve gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında büyük başarılara imza atan İzmir takımları, şimdi neden mahalle takımı gibi oldu? Sorunu ekonomik, sosyal, siyasi, istatistiki açılardan araştırıyor, konunun uzmanlarıyla görüşüyor ve sonuca ulaşmaya çalışıyoruz. Ama şunu şimdiden söylemem gerekir ki, işimiz çok ama çok zor... Kurtuluşun önemli faktörü Türk futbolunda devrim yapılması şart. Anadolu kulüpleri eğer kazan kaldırmazsa bu iş böyle gelir, böyle gider... Ülkemizdeki futbolun yapısının dünyada hiç bir yerinde başka bir örneği yok. Pastanın büyük bölümünü dört büyük diye adlandırılan kulüpler alırsa ve almaya devam ederse Anadolu daha bir çok efsanesini toprağa gömmeye mahkum olur. Keşke İzmir'i yönetenler futbol ekonomisinin ve ellerindeki gücün farkına varsa. Keşke İzmir'e yön verenler bu işe el atsa ve kulüpleri desteklese, ne oluruz biliyormusunuz İzmir'i dünya kenti yaparız. Araştırmalardan
şimdi aklıma gelen bir bölüm... Takımın başına da Rıza Çalımbay, Erdoğan Arıca, Reha Kapsal'dan birini koyduk... Tutun bakalım tutabilirseniz bu takımı... Tamamı yerli bu takım bugün İzmir'de olsaydı acaba kaçıncı sırada olurdu. Tribünlerin halini düşünebiliyormusunuz? Bu yaptığımız araştırmanın sadece bir bölümü... Mesela havuz gelirindeki adaletsizlikten söz etmedim, sistemin ne kadar çarpık ve yanlış olduğundan bahsetmedim. İzmir takımları eğer ekonomik olarak Süper Lig'de büyük darbeler görmeseydi bugün bu halde olmazdı. İşte size bir de havuz geliri ile ilgili araştırmadan kopyalar vereyim... "Havuzdan toplam 120 milyon EURO toplam gelir sağlanıyor. Bunun 60 milyon EURO'su dört takıma, diğer 60 milyon EURO'su ise diğer 14 takıma paylaştırılıyor. Gelirlerde müthiş bir adaletsizlik var. Kulüpler eşit değil. Eşit şartlarda mücadele verilmiyor. O nedenle ülkemizde 1959'dan 2005'e kadar sadece dört tane şampiyon çıkarmışız. İngiltere'de 17, İtalya'da 15, Fransa'da 24 lig şampiyonu var. Bizim ligimiz sağlıksız. Lig'de adalet yok" İşte Ege futbolunun çöküşündeki nedenlerden bir tanesi ve en önemlisi de işte uygulanan havuz sistemindeki adaletsizlikten kaynaklandı. Peki dünyada sistem nasıl, bizde nasıl? Ödün vermeden havuza Çağ atlamanın yolu uygun havuz sistemini bulup, ödün vermeden uygulamakla başlıyor. Fransa'da geçen sezon kulüplere aktarılan rakam da tam 170 milyon 230 bin Euro. Bu paranın kulüplere dağıtılması için 2 kriter oluşturmuşlar. Bunu da "Dayanışma Ödeneği" ve "Sıralama Primi" olarak isimlendirmişler. Dayanışma Ödeneği, her takıma sabit bir bedel ödenmesini öngörüyor. Bu rakam her takım için 8.3 milyon Euro olarak tespit edilmiş. Bu da kulüplere yapılan toplam ödeneğin yüzde 83'ünü oluşturuyor. Buna özellikle taraftarı çok olan Marsilya gibi takımlar itiraz etmiyor değil. Ama temel anlayış takımlar arasında rekabet ortamını sağlamak olduğu çin bu uygulamadan taviz verilmemiş. İkinci kriter de "Sıralama Primi". Bu kritere göre, takımlar sportif başarılarına göre bir ödenek alıyor. 2001-2002 sezonunda şampiyonluğa ulaşan Lyon, sportif başarısının karşılığı olarak "Sıralama Primi" altında 6 milyon 860 bin Euro almaya hak kazanmış. Şampiyon Lyon'un bir sezonda toplam 19 maçı yayınlanmışken en çok taraftara sahip Marsilya'nın 27 maçı ekranlara geliyordu. O sezon ligi 9. olarak bitiren Marsilya'nın kasasına da "Sıralama Primi" adı altında 3 milyon Euro giriyordu. 2002-2003 sezonunda en fazla parayı 15.1 milyon Euro ile şampiyon olan Lyon takımı alırken, en az parayı da 9.06 milyon Euro ile Guingamp takımına düşüyordu. Sadece 1 maçı yayınlanan Lorient takımı ise 10 milyon Euro kazanmıştı. Buradaki en önemli ilke en çok kazanan takımla en az kazanan takım arasında büyük farklılıklar olmadığıdır. Düşünsenize Göztepe'nin düştüğü sene 10 milyon EURO aldığını... Aman allahım, o takım o zaman düşer mi? Dün yapılan bu haksızlık olmasa, bugün İzmir kulüpleri bu halde olurmu? Sorun çıkmak değil, çıktığın zaman ayakta kalabilmek. Bugün Göztepe, Altay, Karşıyaka, Bursa bu sistemin bedelini ödüyor. Yarın, Akçaabat, Rize, Diyarbakır ve diğerleri ödeyecek. O nedenle Türk futbolunun biran önce devrim yapması şart... |
||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||
| - Geri Dön - | ||||||||||||||||||||||||||