"EL ELE"

22 Şubat 2005 Salı

Göztepe'nin çöküşünün elbette bir çok nedeni var. Ben bunun sadece devlet tarafından nasıl düşürüldüğünü, devletin bu işe nasıl aracı olduğu yönüne değineceğim. Yanlış anlamayın. Devlet, bizzat "Göztepe küme düşsün" demedi ama öylesine haksızlıklara neden oldu ki, bunda en büyük zararı gören kulüplerin başında Göztepe oldu. İşte çöküşün başlıkları...

Havuzdan diğer Anadolu takımları gibi pay alamayan İzmir'i Süper Lig'de yaşatmadılar... (G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş takımları havuzdan 20'şer milyon dolar alırken Göztepe 4.5 milyon dolar aldı. Haksız rekabet 1)

Üç büyüklerin vergi borçlarını silen devlet Anadolu ve İzmir kulüplerine yaptıklarıyla çöküşün ilk sorumlusu oldu. (Galatasaray'ın 116 trilyon liralık borcu 3 trilyon liraya indirilip taksitlendirildi, Göztepe'nin aslen 2 trilyon lira olan borcu faizler üstüste bindirilip 17 trilyon 400 milyara çıktı. 113 trilyon liralık vergi borcu silinen Galatasaray'a UEFA kritelleri belgesi verildi, aslen 2 trilyon lira borcu olan Göztepe vergi yüzsüzleri sırasında ikinci sıraya yükseldi. Haksız rekabet 2)

Altyapının başkenti olarak gösterilen İzmir'de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüpleri açtıkları spor okullarıyla en büyük darbeyi vurmaya başladı. (Bu konuda hala herkes sus-pus)

İzmir'li yıldızları birer birer kapan İstanbul ve diğer Anadolu takımları İzmir takımlarının gücünden güç kaybettirdiler. İzmir'de yıldız futbolcu kalmadı. İstikrar ortamı oluşmadı.

Bunlar da yetmiyormuş gibi amatör kümelerde yetişen ve milli takımlara kadar yükselen İzmirli genç yıldızları İstanbul başta olmak üzere Anadolu'da çıkış yapan diğer iller kaptılar... Bizim yöneticilerimiz sadece onları izlemekle yetindi.

Yıldızı olmayan, altyapısı işgal edilen, vergi borçlarının altında ezilmeye mahkum edilen, yaşamaktan başka artık hiç bir hedefi olmayan İzmir kulüpleri (Başta Göztepe) kendi dünyasında da yani İzmir'de de yanlız kaldı.

Diğer illerde valiler, belediye başkanları, ticaret, sanayi odaları kurum ve kuruluşlar, organize sanayileri kulüplerin büyümesi ve gelişmesi için çeşitli formüller geliştirip kulüplerin yanında olurken, İzmirliler sadece onları izlemekle yetindi (Örnek: Ankaraspor, Bursaspor, Kayserispor vb...)

İç çekişme ve rekabet zarar verici sonuçlar doğurdu. İzmirliler intikamlarını İzmirlilerden almaya çalıştılar. Birbirlerinin başarısızlığına sevinen İzmir'de iç çekişme zaten zor günler yaşayan kulüplere çok zarar verdi. (Herkes birbirine düşman oldu. Bir önceki sezon Göztepe oynadığı KSK maçlarında 6 maç ceza aldı, Sonuç; küme düştü)

Gelirken omuzlarımıza aldığımız, giderken küfürlerle uğurladığımız futbol sevdalılarına kapılar kapandı. Kulüpler yönetici bulamaz hale geldi. (Özellikle Göztepe. Özdemir Arnas, Ömer Köymen, Nevzat Selçukoğlu, Erdem Yücel, Haydar Evrenosoğlu, İbrahim Şavkar, Bülent Özkul, Levent Ürkmez, Kenan Bilgiç vb...)

SONUÇ;
Vali, Ticaret ve sanayi odası, milletvekilleri, belediye başkanı ve devlet bu işe el atmazsa İzmir futbolu kaybolup gidecek. Bu büyük sektörden payını alamayan ilkler şehri İzmir ile ilkler takımı Göztepe kaybolup gidecek.
Göztepe geçmişinin o ihtişamlı dünyasında ve tarih sayfaları arasında kaybolacak.

Göztepe artık iç çekişme, ihtiras ve kavga ortamından kopup sorunlarıyla baş başa kalmaya ve onunla mücadele etmeye başlamalı... Kulübe küslük olmaz. Erdem Yücel, Fatih Dalan, Levent Ürkmez gibi kulübün ileri gelenleri kurtuluş için düğmeye basmalı... Göztepeliyim diyen herkesin üzerine düşen görev var... Gerekirse başbakana kadar çıkılıp kulübün üzerindeki vergi kamburu kaldırılmalı. Kalıcı eserler sağlamak için harekete geçilmeli. Futbolcu alacaklarının ödenmesi, transferin önünün açılması için harekete geçilmeli. Sponsorlar bulunmalı. İnanın bu karamsar tablo birlik beraberlikle biranda değişir.

Sözün özü...

Ağlaya ağlaya Balıkesir, Vanspor, Boluspor gibi maziye gömülüp gitmek mi istiyorsunuz, yoksa bu gemiyi limana yanaştırmak mı istiyorsunuz? O zaman herkes el ele...

- Geri Dön -