|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
29 Ağustos 2006 Salı Göztepe'den son üç sezonda 30'u aşkın futbolcu "asgari ücret" maaşını alamadığı (!) gerekçesiyle federasyona başvurup serbest kaldı. Kimisi dışardan bonservisine yüz milyarlarca (şimdi yüz binlerce YTL) para verilerek alınmış, kimisi alt yapıdan yıllarca emek verilerek yetiştirilmiş futbolculardı... Çantalar dolusu para verilerek alınan futbolcular üç kuruş komisyon almak isteyen kurnaz menajerlerin de gazıyla gitmek için dolambaçlı yollar seçtiler. Aslında burada tartışılması gereken konu her ay milyon YTL'leri alan ama üç kuruş asgari ücreti alamadığı için federasyona gidip serbest kalan futbolcunun kurnazlığı değil. Veya milyonlarca YTL'yi verip aldığın futbolcuya asgari ücret maaşını vermeyen iş bilmez yöneticiler de değil. Asıl konu dünya futbolunda kulüplerin futbolcular tarafından sömürülmesidir. Ne yazık ki, Bosman kanunu dünya futbolunda en fazla Türk futbolunu vurmaktadır. Kanunlar kesinlikle ve kesinlikle kulüpleri kollamıyor. Oysa kulüpler olmazsa, futbolcular olmaz. Bu mantık hiç ama hiç değerlendirilmiyor. Bosman kanunu çıkmış ama kulüpler karşı bir kanun için savaşmamıştır. Bunun da bedelini kulüpler ağır bir şekilde ödemektedir. Örneğin, 500 bin YTL'ye anlaşan ve bu paranın büyük bölümünü sezon bitmeden alan futbolcu eğer 371 YTL'lik bir asgari ücret maaşını alamadıysa federasyon tarafından serbest bırakılabiliyor. Bu nasıl mantık, bu nasıl anlayış. Ben çözmüş değilim, kimse çözmüş değil. İşte bu nedenden dolayı kulüpler futbolcuların esiri olmuş durumda. Hemen hemen her kulüp futbolcularla mahkemelik. Futbolcu futbolunu oynamadan bu yöntemle alacaklı duruma düşüyor. Kulüpler mahkelerle boğuşuyor. Hemen hemen hepsi borç batağında, transfer yapamıyor. Göztepe'nin durumu ise hepsinden beter. Tarihi kulüp iç çekişme, çıkar amacı ve iş bilmez yöneticiler nedeniyle bu duruma gelmiştir. Bir zamanlar Avrupa kupalarında destanlar yazan, Türkiye liglerinde birçok ilke imza atan Göztepe kulübü sahipsiz. Dağ gibi borçta iş adamlarının gözünü korkutmakta. Kimse kulübe yanaşamıyor. Birde tabii ki olayın ahlaki tarafı var. FIFA, federasyon, mahkemeler bir kanara futbolcu her şeyden önce vicdanıyla hesaplaşmalı. Seni transfer etmek için verilen paraları unutup, aldığın transfer taksitleri ve primleri cebine indirip "maaşımı alamadım" diyerek çekip gitmek herhalde normal bir davranış olmasa gerek. Gidenler gittikleri için "ayıp" ettiler ama iş bilmez yöneticiler de bu inanılmaz hatalarla kulübü trilyonlarca para zarara uğrattılar. Yani yukarı tükürseniz bıyık, aşagğı tükürseniz sakal. Neyse ben yöneticilerin beceriksizliği tarafıyla ilgilenmeyip, futbolcunun yani özü insan olan varlığın vicdansızlığına değineceğim. Diyeceksiniz ki, "Futbolcu. Maaşını alamıyorsa ve böyle bir hakkı varsa, tabii ki gider?" Doğrudur, gider ama vicdanı ile ömür boyu hesaplaşarak... Örneğin Mehmet Önür... Göztepe Süper Lig'deyken Malatyaspor'dan Göztepe'ye gelmek için her gün telefon açıp yöneticilere yalvardı. O dönem yönetim çanta dolusu bonservis ücretini Malatyaspor'a verdi. Aynı şey İstanbul BŞB'den alınan Ercan için de, Sinan Demircilioğlu için de, Alp için de yapıldı. Sezon sonunda ikişer yıllık anlaşması olan bu futbolcular yönetim boşluğundan yararlanıp maaşlarını (321 YTL) alamadıkları gerekçesiyle serbest kaldılar. GÖztepe kulübü bu futbolculardan tek kuruş para alamadı. Şimdi gidin alın, bu futbolcuları, kaç paraya alırsınız... Aynı şeyler sonraki yıl, bir sonraki yıl yine devam etti. Göztepeli yöneticiler akıllanmadı, kurnaz futbolcular kaçmayı sürdürdü. Ya da bu işin içinde bilmediğimiz başka şeyler vardı. İş bilmez yöneticiler maaşları ödemeyince 9 futbolcu daha aynı yolla 2.Lig A Kategorisi'nde bu yönteme başvurup kaçtı! Kimler mi? Önce Faruk Temel, Tahsin, Atilla Çelik ardından Ferhat, Serkan Rençber, Evren. Bir sonraki yıl 2 B'de Nedim, Mustafa Ceviz, Murat Şahin, Birand, Yunus, Koray Aslan, Salih, Tanju... Göztepe şimdi bu futbolcuların bazılarına olan borçları nedeniyle borçlu ve transfer yapamıyor... Göztepe düştükçe düştü 3.Lig'e demir attı, altyapıdaki gençlerine sarıldı. "Göztepeli!" gençlerine... Ara dönemde Aydın Kuzu, Hüseyin Bak ve Enver de aynı şekilde voltaladı... Ve şimdi... Özkan, Erdi, Celal, Serhat, Yusuf, Metin, Anıl, Süleyman, Hakan... Maaşlarını (asgari ücret) alamadıkları gerekçesiyle gittiler. Kendilerini çocuk yaşta alıp yetiştiren, bugünlere getiren kulüplerine giderken kazık atarak gittiler. Vicdanları onlarla olsun... Hep öyledir ya... Gemi ve gemiyi ilk önce terkedenler gibi... Yazık, çok yazık... Gidene "kal" demeyeceksin... Gidene "kal" demek zavallılara, kalana "git" demek terbiyesizlere, dönmeyene "dön" demek acizlere, hak edene "git" demek asillere yakışır. Kimseye hak ettiğinden fazla değer vermeyeceksin. |
||||||||||||||||||||||||||
| - Geri Dön - | ||||||||||||||||||||||||||